TÜRKİYE RÜZGARDA AVRUPA ÜÇÜNCÜSÜ, DÜNYA YEDİNCİSİ OLDU

Türkiye Rüzgar Enerjisi Birliği’nin (TÜREB) rüzgar enerjisi istatistik raporu yayınlandı. Avrupa Rüzgar Enerjisi (WindEurope) ve Küresel Rüzgar Enerjisi Konseyi de (GWEC) rüzgar sektöründeki Avrupa’daki ve dünyadaki gelişmelerin sonuçlarını üyeleri ve kamuoyu ile paylaştı. Avrupa’da üçüncü, dünyada yedinci sırada yer alan Türkiye yeni bir rekora imza attı.

Türkiye Rüzgar Enerjisinde Avrupa Üçüncüsü, Dünya Yedincisi

TÜREB tarafından açıklanan raporda ülkemizdeki toplam rüzgar kurulu gücü, 2015 yılı sonunda 4718 MW iken 2016 yılında gerçekleştirilen 1387 MW kurulu güç ile toplamda 6106 MW’a çıktığı belirtildi.

Türkiye 2016 yılında gerçekleştirdiği 1387 MW’lık kurulu güç ile Avrupa’da rüzgar sektöründe ilk üç arasına girdi. Dünyada ise yedinci sırada yer aldı.

WindEurope ve GWEC  raporlarından derlenen bilgilere göre, Almanya 2016 yılında gerçekleştirdiği 5443 MW ile birinci sırasını korurken, Fransa 1561 MW ile ikinci, Türkiye 1387 MW ile üçüncü sırada yer alıyor. Türkiye’yi 887 MW ile Hollanda, 736 MW ile İngiltere takip ediyor.

Toplam kurulu güce göre Avrupa’da ilk sırada 50.019 MW ile Almanya var, İspanya bu yıl sadece 49 MW’lık bir santrali hayata geçirerek 23.075 MW ile ikinci sırada yer alıyor. 14.542 MW ile İngiltere üçüncü sırada. Fransa 12.065 MW, İtalya 9257 MW, İsveç 6519 MW ve Türkiye 6106 MW ile yedinci sırada yer alıyor.

Dünya lideri olan Çin bu yıl gerçekleştirdiği 23.328 MW’lık kurulu güç ile toplamda 168.690 MW’a ulaşarak dünya liderliğini koruyor. Amerika toplamda 82.184 MW kurulu güç ile dünyada  ikinci olurken üçüncü sırada 50.018 MW’lık kurulu gücüyle Almanya yer alıyor. 

Polat Enerji ilk Sırada

TÜREB raporunda işletmede olan proje sayısı geçen yıl 113 iken, 2016 yılında 152 projeye ulaştığı görülüyor. Yatırımcılar arasında 560 MW ile Polat Enerji birinci sırada yer alırken, 408 MW ile Demirer Enerji, 404 MW ile Güriş, 371 MW ile Bilgin Enerji onu izliyor. Yatırımcılar arasında en dikkat çekici isim bu yıl Güriş. Güriş’in 2015 yılı sonunda 199 MW’lık yatırımını, geçtiğimiz yıl sonunda 404 MW’a çıkardığı görülüyor.

İşletmedeki rüzgar enerjisi santrallerinin kurulu güç bakımından % 38.92’si Ege bölgesinde, % 34.49’u Marmara’da, % 14.55’i Akdeniz’de ve %8.76’sı İç Anadolu Bölgesinde bulunuyor. Karadeniz ve Güneydoğu Anadolu yatırımları henüz oldukça az. Doğu Anadolu Bölgesinde işletmede bir santral bulunmuyor.

Toplam Kurulu Gücün % 20’si İzmir’de

İllere göre sıralamaya baktığımızda 1169MW ile İzmir ilk sırada yer alıyor. Balıkesir 1014 MW, Manisa 639 MW, Hatay 364 MW ve Çanakkale 316 MW ile en fazla rüzgar santralinin bulunduğu iller arasında. Rüzgar Kurulu gücünün % 60’a yakın kısmı bu beş il içinde bulunuyor. 

İşletmedeki RES’lerin % 66’sı 2007 öncesi başvurularına ait.

Rapordaki çarpıcı bölümlerden biri de başvuru tarihlerine göre İşletmedeki RES’ler. İşletmedeki RES’lerin 4033MW’ı 2007 yılı öncesindeki başvurulara ait. 1 Kasım 2007 tarihinde alınan 5500 MW’lık başvurulardan sadece 1528 MW’ının işletmeye geçebildiği, 544 MW’lık kısmının da ilave kapasite artışından oluştuğu belirtiliyor.

861 MW İnşaa Halinde RES

İnşaası devam eden 861 MW’lık 35 proje içinde en büyük pay 132 MW ile Eksim Holdinge ait. 101 MW ile Borusan EnBW ikinci, 69 MW ile Dost Enerji üçüncü sırada yer alıyor. İnşaa halinde projeler daha çok Ege bölgesinde bulunuyor.

2020 yılı sonrası belirsizlikler tanımlanmalı

TÜREB Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Serdar Ataseven, konuya ilişkin yaptığı açıklamada 2016 yılı sonunda Türkiye’nin yakaladığı bu başarının herkesi mutlu ettiğini, bununla birlikte başarının sürdürülebilir olması için gelecekteki belirsizliklerin giderilmesine yönelik çalışmalara süratle başlanması gerektiğine dikkat çekti.

2016 yılı içinde gerçekleştirilen 1.387 MW’lık kurulu güç ile Almanya ve Fransa’dan sonra Avrupa’da üçüncü, dünyada yedinci sıraya yerleştik diyen Ataseven, bu başarılı sürecin 2020 yılından sonra rüzgar enerjisinin belirsizliğini gidermeye yetmediğini hatırlatarak Türkiye’nin 2023 yılı yenilenebilir enerji hedefini nasıl karşılayacakları konusunda ulusal eylem planları hazırlamaya ihtiyacı olduğunu ve yatırımların artması için gelecekteki pazar hacimlerinin öngörülebilirliğine ve bunları sunmaya yardımcı olacak plan ve mevzuatlara ihtiyaç duyduklarını kaydetti

Bir süredir çeşitli nedenlerle proje üretilemediği için inşaa halinde olan projelerin kapasitesinin 861 MW’a kadar gerilediğini belirten Ataseven, bir an önce 2017’nin ilk çeyreğinde 2015 yılı başvurularının yarışma sonuçlarını, 2016 yılından ertelenen 2.000 MW’lık yeni başvuruların alınmasını beklediklerini ifade etti. 

Uzun yatırım süreçlerinin sektöre vakit kaybettirdiğine de değinen Ataseven, Yekdem ve yerli katkının devamlılığının sağlanmasının sektörün gelişimi açısından önemli olduğunu vurguladı. 2020 sonrasındaki belirsizliğin tanımlanmasının başarılı ve sürdürülebilir bir rüzgar sektörü için önemli olduğuna vurgu yapan Ataseven, mevcut pazarın işleyişine katkı sağlayacak şekilde üretilen, uygulanabilirliği yüksek büyük ölçekli YEKA projelerine ait şartnamenin 2017 yılının ilk çeyreğinde açıklanmasının da sektöre dinamizm getireceğini sözlerine ekledi.